Alışmak

0
135

İnsan doğaya ve çevreye en iyi uyum sağlayan bir tür. Varlık nedeni de bu. Nitekim çevreye uyum sağlayamayan türler de kaçınılmaz olarak yok oluyor.

Farklı çoğrafyalarda ve ülkelerde farklı iklimlerde, farklı koşullarda yaşamaya uyum sağlıyoruz. Alışıyoruz. Soğuğa, sıcağa, yağmura, bozkıra, çöle…Ve de yaşamımızı sürdürüyoruz.

Toplumsal yaşam da böyle…

Aynı toplum içinde farklı gelire sahip olmamıza rağmen yaşayabiliyoruz. İşsizi,işçisi, memuru, köylüsü, esnafı, emeklisi, dul ve maluluyla ayda bin lira alanı ile on –on beş bin lira ücret alanı da yaşamını sürdürebiliyor.

İşsizlik oranının yüzde on, onbir olduğu; her dört üniversite mezunundan birinin iş bulamadığı, kadın çalışan sayısının azaldığı, hava kirliliğinin insan sağlığına zarar verecek boyutlara ulaştığı bir ülkede çoğunluk halinden memnun. TÜİK verileri de bunu doğruluyor.

Oysa, OECD ülkeleri arasında yapılan “ yaşamdan memnuniyet” anketinde otuz dört ülke arasında sondan dördüncüyüz.

Bu çelişki nasıl açıklanabilir? Galiba alıştırılmayla…

Evet, alıştırıldık.

Düşük ücrete, işsizliğe, eğitimsizliğe,zehir solumaya, kansere, kaitesiz su içmeye, okutulmamaya…

Sessiz yaşamaya, susmaya, konuşmamaya alıştırıldık.

Kadın cinayetlerine,tacize, tecavüze…

Kötü ve çirkin olan ne varsa ona alıştırıldık.

Alışmak, uyum sağlamak insanın genlerinde var. Bizde biraz fazla galiba…

İçinde bulunduğumuz durum ve koşullar karşısındaki bu sessizliğimiz, edilginliğimiz neyle, nasıl açıklanabilir?

Yoksa biz ölü müyüz?..

Gültekin Mutlu 20 .01.2019, Bandırma

Bandırma Basın