Betonlaşan Şehir Bandırma

Bandırma, içinde doğduğumuz, yaşadığımız ve sosyal ilişkiler kurup, insani ve doğal çevreler edindiğimiz bir mekân olmanın ötesine geçti.

Yerel ve ulusal yöneticilerin zihniyeti, her şeyi ranta çevirme mantığıyla çalışmaya başladığı günden beri; Bandırma yaşanabilir mekân olmaktan çıkmaya başladı.

Kentsel dönüşümler, mekânsal paylaşımlar, imar planları ve değişikliklerinin hepsi insana göre değil banka hesaplarına, kredi olanaklarına göre ayarlanıyor.

Haliyle böyle bir gidişat, Bandırmanın dokusunu değiştirdiği gibi dokusu değişen Bandırma da sosyal dokuyu değiştiriyor.

Betonlaşan dünyada çocuklar ise; ne toprak, ne ağaç, ne de otla haşir neşir oluyor. Toprak zeminlerde koşturmaktansa akıllı binaların küçük odalarında, sadece teknolojik aletlerin kumandalarıyla dış dünya ile iletişime geçiyorlar. Bunun bir getirisi olarak da kaygı, stres, depresyon, sosyal fobi başta olmak üzere birçok psikolojik hastalığa sahip oluyorlar. Böylelikle, çocukların sağlıklı gelişimsel süreçleri de sekteye uğruyor.

Doğanın, ağaçların, yeşil alanların öneminin herkes farkında. Fakat önüne geçilemeyen bir biçimde doğa tahrip ediliyor.